Ahşap Boyama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ahşap Boyama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Aralık 2015 Çarşamba

AHŞAP BOYAMA SAPLANTISI -2-

Bir dönem ahşap boyama saplantı halini almıştı ya, işte bugün 2. kısmını yayınlıyorum.



Evet Sevgili Arkadaşlarım, görmüş olduğunuz dekoratif çerçeveyi eşimle birlikte yaptık. Marangozluk kısmı eşime, ölçüsü, tülü, posteri, süslemesi bana ait. Salonumda boş bir duvar vardı. O duvarıda bu şekilde doldurmayı planladık. Camdan baktığımda Eyfel kulesini izliyormuşum gibi bir görsel oldu bu. Karşısına geçip kahve içmek pek keyifli oluyor.


Sonra evimdeki değişik renklerdeki eski çerçevelerimi topladım. Bir güzel akrilik boyayla 2 kat boyadım. Birde vernikledim. Hadi bir değişiklik olsun dedim ve bulaşık teliyle kenarlarını telledim ve eskitme havası verdim. Sonra aldım elime etamini, internetteki, evimdeki kanaviçe dergisinde bulduğum figürleri işledim. Bu duvar da eskitme çerçeve köşem oldu. 


Tabi boyama yetmedi ne yapsam ne yapsam diye düşünürken gittim Eminönüne. Bu polyester çerçeveleri aldım. Tabiki yine iki kat boya ve vernik uyguladım. Birçok yerde ayna takılmış olarak görmüştüm bu çerçeveleri, ama evde aynadan bol ne var diyerekten etamin işlemeye devam ettim. Çok zevkli bir iş. Birde figürler çok zorlayıcı olmayınca, çabuk bitince iki kat zevkli oluyor.


Minik baykuşum ve minik kelebeğim.






Yukarıda görmüş olduğunuz çerçeve boy aynamın çerçevesiydi. Ayna bir tarafından çatlayınca bende tamamıyla söktüm. Tabiki yine beyaza boyadım. (Yakında kendimide beyaza boyamak istiyorum. Bu ne beyaz aşkıdır bilemedim.) ve aşağıda gördüğünüz gibi duvara boş olarak astık. Sonra çerçevelerimi içine yerleştirdik. Diğer aldığım ve boyadığım polyester objelerimi de yerleştirdik. Bir duvarımda böyle "çerçeve içinde çerçeveler" temalı bir duvar oldu.



Artık bu kadar boyama yeter gayrı. Şimdi dikiş dikme zamanıdır. İnstagramdan takip eden arkadaşlarımla bir kaban dikme etkinliği düzenledik. Rengarenk kabanlara takmış durumdayım. Bir şeker pembesi kumaş bulup hemen dikiveresim var. Arkasından şu meşhur bugundy rengi, ördekbaşı yeşil, saks mavisi renklerinde de kabanlar istiyorum. Hiç evde diktiğim kabanım yok ya o yüzden. Ayy yazık bana.  Yanı sıra Nuray hocamın ekose etkinliğini ilk ayağı olan pantolonumu ve ikinci ayağını oluşturacak etek yada elbise arayışlarımda devam ediyor. Arkadan Sevdanın divitin etkinliği başlayacak. Elimde bitirmeye çalıştığım kırlentlerim var. Allahım galiba çok işim var. Ama ben çok mutluyum. Günüm dolup taşıyor. Hiç boş kalıp kendimi dinlemiyorum, canım sıkılıyor diyemiyorum. Hobiler sen nelere kadirsin. Yaşasın hobiler, yaşasın herşeye atlayıp onu bunu yapıcam diye sağa sola saldıran ben gibiler.

SEVGİYLE, HOBİLERLE KALIN...

6 Aralık 2015 Pazar

AHŞAP BOYAMA SAPKINLIĞI

İyi pazarlar Sevgili arkadaşlar. Yazın mutfak boyama maceramdan sonra bir daha uzun bir süre boya falan yapmam demiştim. Büyük konuşmuşum. Ahşap boyama bende  bir saplantı haline geldi ki anlatamam.
Aşağıda görmüş olduğunuz zigon, taaaaaaa benim gençliğimden kalmadır. 3 parça idi bir parçasının artık ömrü vefa etmedi. Anacığımdan aldım. Seni baştan yaratıcam dedim ve Sevgili Nowacraft'ında değimiyle estetik ameliyat uyguladım.



Aşağıda ameliyat öncesi ve sonrası yukarıda ise makyaj yapılmış halini görüyorsunuz.. Bu hale kolay gelmediler tabi. Önce aslan oğlum ve onun aslan arkadaşı birer zımpara alıp her tarafını zımparaladılar. Sonra ben nemli bezle tozunu aldıktan sonra iki kat boyadım. İyice kuruduktan sonra sprey vernik uyguladım. Vernik de 2 kat.



































Sonra minnak obje boyama eğilimi başladı bende. Eminönüne gittim. Tahtakalede Sabuncuhan içinde çeşit çeşit objeler var. İstanbulda olanlar için gidin bir bakın derim. Bu minik kuşları, yukarıdaki küçük kasayı, minik evi, içindeki kuşları hep oradan aldım. Hepsi ham boyanmamış şekilde satılıyor. Minik objeleri su bazlı akrilik boya ile iki kat boyayıp vernikledim. Sonra minik evimin arka duvarına peçete ile dekupaj yaptım. Sandığın üzerinde görünen çiçeklerde peçete ile dekupaj oldu. Evimin önünde sarkan kalpleride ben ördüm.
















Bu orta sehpamda bildiğiniz kahverengi bir sehpaydı, üstü vernikli, ama artık seni görmekten bıktım dediğim bir sehpaydı. Boyutları benim salonuma çok uygun olan ve şekil itibarıyle çok hoşuma giden bu emektarıda ameliyat masasına yatırdım. Buncağızda aynı işlemlerden geçti ve gencecik bir görünüme sahip oldu. Bazen diyorum kendimide zımparalsam, boyasam, 2-3 kat vernik atsam bi 10 yaş gençleşirmiyim acaba? :))))

Aşağıdaki ayaklı tepsiyi de Sabuncuhan da buldum. 1 tane kalmıştı,  nasıl kaptığımı bilemedim. Çünkü aramadığım yer kalmadı, yok. Hep kalpli, yuvarlak modeller var bu dikdörtgen model yok. Diğer adı da simitçi tablası olan bu güzelliğide el attım. Yüzü gözü parladı.


Artık iyice abartmaya başlamıştım. Bir elimde fırça, bir elimde boya kovası, sağa sola saldırır hale gelmiştim. Gözüm etrafta dört dönüyordu. Ne bulursam boyamak verniklemek istiyordum. En sonunda bir gün pazardan dönerken bir köşeye atılmış bu meyve sandığını buldum. Dedim "Sen ne güzel benim Burda dergilerimin yeni yuvası olursun. Elimdeki yükleride içine doldurup eve geldim. Sildim zımparaladım, boyadım, vernikledim. İşte sonuç, her zaman elimin altında olması gereken burda dergilerime yeni bir yer olmuşken salonuma da dekoratif bir parça olmuş oldu. Belki ilerde üstüne çiçek, böcek birşeyler çiziktiriririm. Haa birde altına, 4 köşesine tekerlek monte edilecek. 



Artık boyanacak bir şey kalmadı derken, zavallı kocacımda tamda kurtulduk artık derken, bu sefer de çerçevelerime taktım kafayı. Tabiki onlarıda boyadım. E çerçevelerin içi boş kalacak değidi ya. Yeni tutkum etemin panolar. Baykuşlu, çiçekli, melekli, kuşlu, kar kristalli, yoncalı bir sürü işledim. Bir sonraki yayınım yaptığım etaminler  ve boyadığım çerçevelerim olacak. Bu işlerin arasına da, keçeyle süslediğim bir banyo perdesini, rengarenk kırlentleri sıkıştırdığımı da ilave edeyim. Normal değilim ben...

Mutlu Pazarlar.